19 Mart 2017 Pazar

manyetizması bozulmuş mıknatısın suçu

oralarda bir yerlere ilişemediysen,
pek tatlı değil yaşamak.
hava erken kararır ve hep kendini suçlarsın.
sürekli boyasını kusan bir tavana bakmak istemez gözlerin,
gözlerini yumarsın.
atın üstündekini attığı bir sahne; 
ve karanlıkta basılacak bir düğme
hep vardır.
kütleden kopmuş bir parçaysan
belki senin suçun değildir.

22 Mart 2016 Salı

Açık hedef

korku namlusunu üzerime her doğrulttuğunda
korkumun gözünde kendimi görmeye çalışıyorum
ben bu korkunun neresindeyim
dizlerimin bağı çözülmüşken?
kurşun sekiyor
yine dehşete düşüyorum
küçükken korkup saklanılırdı
büyümüş beden
büyümüş akıl
büyümüş kalp
hep açık hedef
hiç bir deliğe sığmıyor

insan bir yerden sonra korkmuyor
Korkacak ne kaldı?





25 Şubat 2016 Perşembe

hayat tasması bileğime dolanmış
çişi gelmiş ya da dişi görmüş erkek köpek! 


24 Şubat 2016 Çarşamba

gitmek miydi insanın istediği
yoksa
gitmeyi istemek mi?
Gidince anladım.

23 Şubat 2016 Salı

karşı sokağa tepeden bakıp;
kiremitleri denizin içindeki taşlara özenmiş çatıları seyrediyor,
havalı tasvirler yapıyorum böyle...



22 Şubat 2016 Pazartesi

dünya kadar neşeli sabah biriktirdim 
yastığımın altında.

21 Şubat 2016 Pazar

gecenin yarısı olmuş
gecenin gerisini kursak
sırtımda bir adamın soluğu
kursağımda sesin
aklımda vasfını yitirmiş bir ormandan son kalan
bir kedinin gözleri gece
bir odanın duvarları eksik
yatağından ani kalkmış gözlerim dengesiz
çıplak omzum haritanın bir yerinde kayıp
bir şarkının si bemolünde titredim
yazın en sıcağının sana verdiğiydim
hatırlamadığın bir rüyada pek çok şey söyledim.

9 Aralık 2015 Çarşamba

neden sonra;

gizlendiğim yerimden çıkıyorum.
bu aslında tam olarak bir dönüş değil,
dönmedim henüz
ama
her çocuk gibi ben de
           körebeyi yokluyorum
meydan okusun diye saklanabilirliğime.

gerçeğe hep teğet geçiyorum
bu doğamda var,
sorgulamamalı.

8 Aralık 2015 Salı

uyuma donarsın!

ve tabii ki yapılanlar da yazılanlar gibi düşünce aşamasında gerçekleştirilmelidir.
çünkü 
ne çabuk unutmalar hatırlarım ben
gece sıçratıp da 
sabah mışıl mışıl uyutan...

25 Mayıs 2015 Pazartesi

Bazen ne kadar uzaktasın!
Senin uzaktalığın su kabarcıkları
 üstünde suyun
Ki içinde başım bir süredir.
Batmış vaziyette...

Hayatı öğretiyor uzaktalığın
Anladın mı?
hayatı
Bir budha koanı gibi…

su kabarcıkları
olmasa
ölürüm çünkü.

ölebilir insan
batarak

ama bazıları da
hiç batmaz hayatta.

öyle hayat mı olur be?

fuck the buddha koan!

Bayılıyorum martiniye;
bianco!

Piss sarhoş ediyor.

Di’ mi?

22 Nisan 2015 Çarşamba

düşedebilirim


dün gece bir kuştum
uçmalı bir düştüm
kuşken uçtum
konamadım düştüm.
iniş takımları açılmamışsa demekki.
vurulmuş da olabilirim
çok muhtemel
orasını hiiç hatırlamıyorum.

5 Nisan 2015 Pazar



birgün
durdum
ve baktım sana
sonra
ara ara
baktım durdum sana
aslında
ben,

burada bakar oldum sana. 

31 Mart 2015 Salı

yazacak birşeylerim olduğunda, düşünceler bana yasaklanan şeylerdi...
Antonin Artaud

26 Mart 2015 Perşembe

şimdi




en hiçbişeysiz hissettiğim anlarda
kendimi bakar bulduğum
duvarla tavanın kesiştiği nokta
şimdi al sana nanik!

21 Ağustos 2014 Perşembe

Bana bir yol şarkısı yaz sevgili
İçinde bir dönüş cebi mutlaka olsun.

6 Ağustos 2014 Çarşamba

Ay sofrasında lakerda

Yüzüm hüzünden düşmüş
Olsa dahi
Görünür
Sefahat bahçem
Dünyanın öbür ucundan...

17 Mayıs 2014 Cumartesi


Atlar...
Atlarımı gönderiyorum bazı geceler duyuyor musun?
Dörtnala orman dört nala deniz 
Bir çuval yıldız
Ve kuyunun dibinde yıllar kalacak, 
Sakla
Tut içinde 
Çek beni içinden gönder gerisini 
Gece doğmuşum ve
Güneş ağlatır beni yalnız
Yaraları severim, yaralar, çürükler, sızlayan izleri insanların
Ve sızlayan insan izleri...
Ya atlar
Atlar dört nala ağlarlar
Mı?
Sonradan bir önceki an vardı hani
Hatırlıyor musun?
Beni hatırlıyor musun?
Atlarım dört nala gece
Duyuyor musun?


14 Şubat 2014 Cuma

Sert iklimde ağaç olmak ve yeşil kalmak yapraklarda...

Oysa hep bir kuş duydum kendimi
Yaprak değil
Güneşli bir sözün peşinde 
İklim değiştirecek kadar kuş
Ve yanağıma konan bir çiği 
Bir fiskede düşürdüm yaprak gibi.
Ben hep aynı büyürüm.
Sen hep juliet balkonda.



10 Eylül 2013 Salı

ben aşık olurum
gemiler düşer
limanlara boğulur
düşününce
epey hazin hikaye bakma!

9 Eylül 2013 Pazartesi


iki teker gölgem 
dört tur döner kendi çevresinde
ne kendini bulur
ne de ötekini.

26 Ağustos 2013 Pazartesi

yazdan çıkıyoruz başımıza buyruk
yine uzamış
kürkçü dükkanının önündeki kuyruk...

12 Ağustos 2013 Pazartesi

Cama yansıyan yüzüm aynaya yansıyan yüzümden çok farklı
ne çok yapay ışık var
Otoban üzerinde sağlı sollu yol aydınlatmaları
Trafik ışıkları
Son model arabalarda kör edici Xenon farlar
Yol boyu ışık; parlak ya da feri kaçmış…
Işıklı tabelalar
Reklam panoları
fosforlu neonlar 
Hiç yaşamadığım ama transit bildiğim şehirleri seçebilmem için açık bırakılmış ışıklar
Bir kadın boynundan hınçla çekilip kopartılmış gerdanlığın yere saçılan pırlantaları gibi Manisadan inerken izmir.
Uykusu kaçmış evler
Sarı ışıklı ya da beyaz

Peki bu gördüğüm ışıklardan kaç tanesi başucu lambası?

10 Temmuz 2013 Çarşamba

Bedenim su gibi dökülüyor
kesiklerinden süzülerek
bir başka bedenin
oyuklarına doluyor
ve birikiyor
biriktikçe kuyulaşıyor dolduğum oyuklar
dibe çöküyor ruhumun ağırlıkları
saçlarım aşağı çekiyor aklımı
saçlarım ne kadar güçlü
saçlarıma bakıp kendimi serbest bırakabilirmişim gibi geliyor bazen
bir dolu cümle kuruyorum
örümcek danteli
yanıbaşıma helikopterler iniyor
dört dönüp kendi etrafımda pervaneleri kovmaya çalışıyorum
bütün tırnaklarım kırılıyor
bütün güzel şarkılar kollarımdan tutup havalandırıyor beni
bir an yaşamı anlar gibi oluyorum
saçlarım bir ağacın dalına takılıyor
saçlarım yukarı çekiyor aklımı bu kez de
sesim avazımın çıktığı yerde çatlayarak
boğazımın kesiklerinden dökülüp bedenimin oyuklarında birikiyor
sudaki aksini mavi gören bir kuşa şarkılar öğretiyorum
ben ki olmayanım
kendi şatomda zifiri kuşatma altındayım
kalp atışlarımı duymaman mümkün değil.
Ama çok güvenli burası her başka yerden
Bir yıldızı yeniden bulabilir hatta
 insan gökyüzünde
Çocukluğunda kaybettiği belki de
Ama bilirsin
Gökyüzü boşalır bazen de
Kara güneşe dar etmemek için günü
O günlerde
Gövdem uzar
Tıpkı bir kadına benzerim
Titreşimlerimden yarasalar havalanır
Zehrimden bir tanrı doğar bir tanrı gömülür.
Bir adam bağrında kaç çöl saklar?
peki
Bir kadın gözlerinde kaç bela barındırabilir?

26 Mayıs 2013 Pazar

durulmuştu
suyun sesi geliyordu
siyahın kokusu
kuşlar beyaza konmuştu
bulutları nasıl da gördüm...
bir yıldız slalom yapıyordu
gece gecikmiş 
ay bin merdiven çıkarken kesilmiş dediler
laciverti düşündüm
dalgalar geri çekildi
kanatlarım da vardı, ellerim de...
gözlerim yandı
bir şarkı duydum
nefes verdim
avcumun içinde sıktığım bir şey vardı
gözlerimi açtım
rüyadan sıyrıldım,
koştum, koştum
kaçtım kurtuldum kollardan
peşimde kimse yoktu 
durdum göğüs kafesimde
soluklanmak için.
sıktığım avuçlarımı açtım.
baktım;
içinde sımsıkı sakladığım,
aşkın lades kemiği...


6 Mayıs 2013 Pazartesi



Ve biraz zaman geçmişti
kapağında zaman ve başka yazan bir kitap vardı elinde kadının
biliyordu bilmesine sahip olmadığı herşeyin başka olduğunu
 ve başkada bulduğu tükenmez zamanın kayıp sayılamayacağını
zaman yaşlanıyordu, başka değil
kadın sadece biliyordu ve bu da onun cezası olsun
kadın kitabı kapattı
ve biraz daha geçti
zaman değil
içi…
gözleri kapalı bile değildi…

25 Nisan 2013 Perşembe

oda



Taş duvara beyaz badana sürmüşler
duvarda bulutlardan seçtiğim resimler
ama taş bu duvarlar
beyaz badanalı taş duvarlar boğum boğum bulut
unutmuştum
oysa
gözümün önünde yüzün bulut bulut…
ağladın mı?
sakın.

taş duvarların beyazında
 yüzüm mü beliriyor yoksa;
benim yüzüm gibi…
benim yüzüm böyle mi görünüyor,
Bana mı öyle geliyor?
Beyaz bir yüz istemiyorum.
çok içimden geldi şaraptan kırmızı kadehi duvarın yüzüne çarptım
neden yaptım bunu?
Ama iyi geldi.
Yine de bunun bedelini ödeyeceğim
Sütten çıkmış ak kaşık değilim ben.

Herkes için ağlayabilirim; bu benimle ilgili tek bir ipucu bile vermez.
Kaçıyormuş gibi susabilirim; içim şarkılar geçiriyordur içinden
Ah nasıl da yalnızmışım gibi, aklım hiçliği geçiriyordur aklından


Hele bir sabah olsun.
Kaşık değilim ben.
Sütten duvarlardan çıkmış bir kaşık asla değilim.
Bu oda çok yanlış.
Ah nasıl da yalnız
Ve nasıl görünmeyen bir ben;
Ve bilinmeyen;
Ve tanınmayan
Ve akla hayale sığmayan
Ve durmadan yalnız
Bi dur!


Hele bir sabah olsun.

21 Nisan 2013 Pazar

Nisan Halleri- hayal meyal

Durumlar-1

Virajda dikiz aynası, Sis ve Nuri Bilge bulutları, derin nefes
benzinlik marketi, topal kedi, Eyüp Sabri Tuncer kolonyası
otopark kartı, çalı süpürgesi, yere düşen bozuk para sesi
rutubet kokusu, kulaklık girişi, kitap ayracı, okuduğunu hatırlamadığın sayfa.
 Polen nezlesi, baştan çıkarıcı kahve kokusuna rağmen ıhlamur, güneşe bakamama
Çalıştıkça kendinden geçme, yoruldukça çalışma, düşündükçe yorulma… nakavt!
Yürüyen merdiven, çantanın astarına açılan delik, araba anahtarını kaybetme paniği
Market poşeti, posta kutusu, yamuk duran paspası düzeltme güdüsü
Radyo frekansı, aynadaki buğu, küvetin içinde 20bin bilemedin 19bin fersah
Televizyon koltuğu kırlenti,  demlik süzgeci, tokayı saçtan çıkartınca şakaklarda hissedilen kısa süreli rahatlama
Elektrik kesintisi, Karanlıkta aklıma düşen...
kim?
sen.


15 Nisan 2013 Pazartesi

facts!

tutunmak için en zayıf dalı seçmişsen eğer,
o dala istediğin kadar sıkı tutun
dalın akıbetini değiştiremezsin.
kırılır.
öte yandan
sağlam bir dala
elinin ucuyla tutunuyorsan mesela
her an kıç üstü oturabilirsin.


7 Nisan 2013 Pazar

yaşamanın mantığını ve insan olma durumunun vahametini çakozladım an itibariyle.

NON FUI. FUI. NON SUM. NON CURO.
yani
OLMADIM. OLDUM. DEĞİLİM. ALDIRMIYORUM.

4 Nisan 2013 Perşembe



“Most Beds are Beds for sleeping and resting, but the best Beds are much more interesting!”

(sylvia plath)

31 Mart 2013 Pazar

25 Mart 2013 Pazartesi

'sus!' dedi bana.
'sesinde gökyüzü de olsa sus!'


öyle yapıyorum.

23 Mart 2013 Cumartesi







That thou art blamed shall not be thy defect,
For slander's mark was ever yet the fair;
The ornament of beauty is suspect,
A crow that flies in heaven's sweetest air.

(LXX-Sonnets-Shakespeare)

çevir desen şöyle çevirirdim;

suçlandın ama suçun/özrün değil bu senin,
zira iftira hep iyiyi lekeler.
güzelliğin taktığı süstür kuşku,
ya da kargadır uçan
en tatlı havalarında göklerin...

21 Mart 2013 Perşembe


Lasciate ogni speranza, voi ch'intrate

-dışarıda bırakın tüm umutları siz içeri girenler-
Dante Cehennem III,9


baharı karşısında görünce, kışın histeri krizleri geçirdiği şu Mart sonları beni hep...
çok pis depresyona sokuyor!


9 Mart 2013 Cumartesi

göz doldurup söz boşaltıyorum
söz doldurup göz çıkarıyorum
göz koyup gönül alıyorum
gönül koyup söz veriyorum
söz alıp yüz buluyorum
belamı arayıp yüz çeviriyorum
sır tutup ser vermiyorum
ser bende değil
olsa dükkan senin

8 Mart 2013 Cuma

Ankara'da;
Cinnah yukarı koşarak can vermek istiyor insan(ben)!

6 Mart 2013 Çarşamba



Safkan atların bir türünden bahsederler, aşırı koşturulmaktan korkunç kızışan atlar,
ferahlamak için içgüdüsel olarak bir damarlarını ısırırlarmış. Sık sık ben de kendimi böyle hissediyorum, beni sonsuz bir özgürlüğe kavuşturacak bir damarımı kessem diyorum.
(Genç Werther'in Acıları- GOETHE)

1 Mart 2013 Cuma


"Buna sakın gülme. Wilhelm, mutluysak, nedeni hayalet gölgeler değil mi?" 
Genç Werher'in Acıları- Goethe

earth smokes with blood,
and groans and shakes...
(William Blake)

24 Şubat 2013 Pazar


kulaklarımı tıkıyınca;
sanki daha bi iyi duyuyorum.
sanki.
neticede
yıldıztozu ve
bilimum bi sürü başka şeyden meydana gelmedik mi?